Ey ruhumuzun gıdası ve kalbimizin ebedî, sönmez meşalesi; maddî ve manevî dertlerimizin dermanı ve ey Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın azametli, berrak ve safi nurundan fışkıran ve bütün insanlık âlemini aydınlatmak kudretini haiz olan yüksek eserin tercümanı olan Üstadımız!

Sen, insanları Allah ve Resulullah yoluna sevk ederek hakikat-i insaniyeyi idrak ve iz’an sahibi her genç ve ihtiyara, avam ve havassa tam manasıyla anlatmaya çalışan ve bunda muvaffak olan bir hâdim-i imansın.

İşte bu cihetledir ki bu asırda Kur’an-ı Kerîm’in bir mu’cize-i maneviyesi olan Risale-i Nur’a bütün ruh u canımızla ve bütün mevcudiyetimizle sarılıyor; tazim, tebcil ve tekrim ediyoruz. Bizim Risale-i Nur’a olan bu bağlılığımızı gevşetecek hiçbir kuvvet yoktur. Hattâ bunun tasavvuru dahi imkânsızdır. Çünkü o, gönüller üzerine müesses imanî bir rabıtadır. Biz, sizin ve Risale-i Nur’un yolundan aslâ ayrılmayacağız. Ve bu eşsiz Nur’dan daima istifade edeceğiz inşâallah. Çünkü o, yeryüzünde emsaline rastlanmayan ve bundan sonra dahi rastlanmasına imkân olmayan bir derya-yı iman ve bir tevhid hazinesidir. İşte biz, bize böyle eserler hediye eden siz mübarek ve aziz Üstadımıza ebediyen medyun ve minnettarız.