parmaklıklarını Nur’un şuâlarıyla eriterek, o Nurların ekmek gibi evlerimize girmelerine vasıta olan hizmetinizin muakiblerinin binler değil, yüz binler değil, milyonları aştığını da ayrıca işitiyoruz, şahit oluyoruz.
Evlerimizin birer medrese-i Nuriye olduğunu şu mektubumuzla bildirmek vesilesi ile siz Hazret-i Üstadımıza diyoruz ki: Siz, müşriklerin ellerinden bizleri kurtardınız. Ellerimize birer nişane-i necat olarak iman vesikalarını verdiniz. Sizin hizmetinizle bizler, şu gençlik hevesatımızdan feragat edip Nurlara sarıldık. Değil topraklarımızda, bütün dünyada Nurlarımızla beraber zaferlerden zaferlere gideceğimize inanıyoruz. Bu zafer, Allah’a giden Nurların zaferidir. Bu zafer, asr-ı saadette Peygamberimizin açtığı nurlu yolu takip edenlerin zaferidir. Bu zafer, imanlıların zaferidir. Galebe İslâm’ındır. Mağlubiyet ise dünkü ve bugünkü dinsiz güruhlarındır. İmanlı gönülleri hiçbir kuvvet mağlup edemeyeceğine, bütün dünya şahit olmaktadır. Risale-i Nur’un iman hizmetindeki zaferi bunu bir kere daha gösteriyor.
Siz olmasaydınız; biz, bu asrın riyakârlıktan ibaret fâni ziynetlerini “medeniyet asrının emri” diye çoktan kalplerimize yerleştirmiş,

