aynen gireceğini beyan ederek, rekabet ve ihlassızlıkla bu ticaretin kaçırılmamasını tavsiye eder.
Maniin ikincisi, ihlası kıran ve en mühim bir maraz-ı ruhî olup şirk-i hafîye yol açan “teveccüh-ü âmme”den şiddetli kaçmayı ve bu gibi marazlara ehemmiyet verilmemesini ehemmiyetle emreder.
Üçüncü manide de korku ve tama’ yüzünden gelecek zararlar ile ihlasın kırılacağını bahsederek, bu hususta Hücumat-ı Sitte’de izahat-ı kâfiye verildiğinden, o kıymettar risaleye havale edilmekle hâtime verilen, şirin ve latîf ve çok âlî ve misilsiz ve herkesin muhtaç olduğu bir risale-i mübarekedir.
Hüsrev
Bir Kısım Kardeşlerime Hususi Bir Mektubdur:
Bid’aların istilası zamanında, sünnet-i seniyeye ittibaın ehemmiyetini ve Risale-i Nur’u yazmanın “beş nevi ibadet olduğunu” bildiren kıymettar bir mektubdur.
YİRMİ İKİNCİ LEM’A:
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِهٖ
قَدْ جَعَلَ اللّٰهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا
gibi âyetlerle, üç işaret ile Risale-i Nur müellifine ve Risale-i Nur’a ait çoklar tarafından deniliyor ki: “Sen ehl-i dünyanın dünyasına karışmadığın halde, nedendir ki her bir fırsatta senin âhiretine karışıyorlar? Hattâ hiçbir hükûmet târiki’d-dünya ve münzevilere karışmıyor?” mealinde bir suale karşı, gayet güzel cevap veriyor.
Birinci İşaret: Risale-i Nur müellifi ve Risale-i Nur, bütün ehl-i imanın, hususan Isparta vilayetinin manevî terakkiyatlarına ve imanlarının inbisatına mühim bir medar olduğundan; bu sualin cevabını, din ve şeriat namına, haklarını müdafaaya mecbur olduklarından, dinsizlere karşı müdafaa vazifesi, insanların, hususan Isparta vilayetinin insanlarının hakları olduğunu kat’î gösterir.
İkinci İşaret: Tenkit ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen: “Sen neden bizden küstün ve bize müracaat etmiyorsun? Halbuki bizim prensibimiz var. Bu asrın muktezası

