Üçüncü Kelime: اِقْتَضَتْهُ الطَّبٖيعَةُ Yani, tabiat iktiza edip yapıyor.

Bu üç dehşetli kelimelerin, lâekall doksan muhalatı tazammun eden üçer muhalden dokuz muhal ile açtıkları üç yolu tamamen kapayarak, dördüncü yol olan “Tarîk-i Vahdaniyet” ile bi’l-cümle mevcudat, bir Kadîr-i Zülcelal’in kudretiyle vücud bulduğunu, hakiki ve letafetli temsilleriyle ispat eder.

Birinci Kelime: اَوْجَدَتْهُ الْاَسْبَابُ Teşkil-i eşya, esbab-ı âlemin içtimaıyla vücud bulmasının pek çok muhalatından üç tanesini zikreder.

Birincisi: “Herhangi bir zîhayatın icadı Vâhid-i Ehad’e verilmeyip esbabdan talep edilse, bir eczahane-i kübrada mevcud kavanozların içindeki maddelerin garib bir tesadüf eseri veya esen rüzgârların kavanozları çarpıp devirerek içindeki maddelerin akması ve bir yere toplanması” temsiliyle gösterilen vücud-u eşyayı esbaba vermek itikadının hadsiz muhaliyetini, beyan eder.

İkinci Muhal: Mevcudattan bir sineğin inşası Vâcibü’l-vücud’a verilmeyip, esbab-ı âlem yapıyor denilse; kâinatın ekserisiyle alâkadar olan bu sineğin her bir zerresini; gözüne, kulağına, kalbine ve cesedine yerleştirmek için erkân-ı âlemi ve anâsır ve tabâyii, usta gibi o sineğin hem zahirinde hem bâtınında çalıştırmak lâzım geliyor. Bu muhal, sofestaîleri dahi eblehane meslekleri içinde utandırıyor.

Üçüncü Muhal: “Bir vâhidin vahdeti varsa her halde bir elden sudûr ettiği” kaidesiyle, şu mükemmel intizam ve şu hassas mizan ve şu câmi’ hayata mazhar olan bir mevcud, eğer Vâhid-i Ehad’in bir masnuu kabul edilmezse camid, cahil, kör, sağır, şuursuz, karmakarışık hadsiz esbabın karıştırıcı elleri arasında inşa edildiği ve nihayetsiz imkânat yolları içinde gayet mükemmel ve nihayet hassas ve câmi’ bir hayata mâlik olarak vücudu kabul edilse, yüzler muhali birden kabul etmek imkânsızlığını ve eşekleri dahi eşeklikleri içinde güldürecek derecede akıldan uzaklığını gösterir.

İkinci Kelime: تَشَكَّلَ بِنَفْسِهٖ Yani, kendi kendine teşekkül ediyor. Şu muhalin bâtıl olduğunu gösteren çok muhalatlardan üç muhali, numune olarak zikrediyor.