İncil’in âyeti:

قَالَ الْمَسٖيحُ اِنّٖى ذَاهِبٌ اِلٰى اَبٖى وَاَبٖيكُمْ لِيَبْعَثَ لَكُمُ الْفَارَقْلٖيطَا

Yani “Ben gidiyorum tâ size Faraklit gelsin!” Yani, Ahmed gelsin.

İncil’in ikinci bir âyeti:

اِنّٖى اَطْلُبُ مِنْ رَبّٖى فَارَقْلٖيطًا يَكُونُ مَعَكُمْ اِلَى الْاَبَدِ

Yani “Ben Rabb’imden, hakkı bâtıldan fark eden bir peygamberi istiyorum ki ebede kadar beraberinizde bulunsun.”

Faraklit اَلْفَارِقُ بَيْنَ الْحَقِّ وَالْبَاطِلِ manasında Peygamber’in o kitaplarda ismidir.

Tevrat’ın âyeti:

اِنَّ اللّٰهَ قَالَ لِاِبْرَاهٖيمَ اِنَّ هَاجَرَ تَلِدُ وَيَكُونُ مِنْ وَلَدِهَا مَنْ يَدُهُ فَوْقَ الْجَمٖيعِ وَيَدُ الْجَمٖيعِ مَبْسُوطَةٌ اِلَيْهِ بِالْخُشُوعِ

Yani “Hazret-i İsmail’in validesi olan Hacer, evlat sahibesi olacak ve onun evladından öyle birisi çıkacak ki o veledin eli, umumun fevkinde olacak ve umumun eli huşû ve itaatle ona açılacak.”

Tevrat’ın ikinci bir âyeti:

وَقَالَ يَا مُوسٰى اِنّٖى مُقٖيمٌ لَهُمْ نَبِيًّا مِنْ بَنٖى اِخْوَتِهِمْ مِثْلَكَ وَاُجْرٖى قَوْلٖى فٖى فَمِهٖ وَالرَّجُلُ الَّذٖى لَايَقْبَلُ قَوْلَ النَّبِىِّ الَّذٖى يَتَكَلَّمُ بِاِسْمٖى فَاَنَا اَنْتَقِمُ مِنْهُ

Yani “Benî-İsrail’in kardeşleri olan Benî-İsmail’den senin gibi birini göndereceğim. Ben sözümü onun ağzına koyacağım, benim vahyimle konuşacak. Onu kabul etmeyene azap vereceğim.”

Tevrat’ın üçüncü bir âyeti:

قَالَ مُوسٰى رَبِّ اِنّٖى اَجِدُ فِى التَّوْرٰيةِ اُمَّةً هُمْ خَيْرُ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ يَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ فَاجْعَلْهُمْ اُمَّتٖى قَالَ تِلْكَ اُمَّةُ مُحَمَّدٍ