Yirmi beş sene evvel ramazanda ikindiden sonra Şeyh-i Geylanî’nin (ks) Esma-i Hüsna manzumesini okudum. Bana bir arzu geldi ki esma-i hüsna ile bir münâcat yazayım. Fakat o vakit bu kadar yazıldı. O kudsî üstadımın mübarek münâcat-ı esmaiyesine bir nazire yapmak istedim. Heyhat! Nazma istidadım yok. Yapamadım, noksan kaldı.
Bu münâcat, Otuz Üçüncü Söz’ün Otuz Üçüncü Mektub’u olan Pencereler Risalesi’ne ilhak edilmişti. Makam münasebetiyle buraya alındı.

