yirmi üçünü şu hayat-ı fâniyeye bilâ-tereddüt ve bilâ-perva sarf ediyorsun. Pek uzun seferin için elzem-i zâd olan beş vakit namazın edasına, bir saatin sarfında tehavün gösteriyorsun. Yani ağır davranıyorsun. Hattâ sarf ettiğin vakitte bir hisse de dünyaya çıkarıyorsun ki namaz içinde dünyanı da düşünüyorsun.

Hallak-ı Kerîm’in bu kadar az bir şeyle şu kadar büyük şeyleri sana verdiği halde sen yapmazsan, senin bu insafsızlığın ile cehennem sana lâyık olmaz mı ve sen ona müstahak olmaz mısın ey gafil ve ey târikü’s-salât?

عَجِّلُوا بِالصَّلٰوةِ قَبْلَ الْفَوْتِ

وَبِالتَّوْبَةِ قَبْلَ الْمَوْتِ