Yani böyle vesveseli adam, amelini güzel görüp gurura düşmekten ise kusurunu görse istiğfar etse daha evlâdır.
Sen vesveseyi at. Şeytana de ki: “Şu hal, harecdir. Yüsr-ü dine münafîdir. Hakikat-i hale muttali olmak güçtür. En ekall bu amelim, bir mezheb-i hakka muvafıktır. Ben lâyık-ı vechile eda-yı ibadette aczimi itiraf ederek istiğfar ile tazarru ile merhamet-i İlahîye dehalet ediyorum. Aczim, kusurumun af olunması ve kāsır amelimin kabul olunması için bir vesilem olur.” de.
Beşinci Vecih: Şüphe suretinde gelen vesvesedir. Bîçare vesveseli, bazı tahayyülî hâlâtı, taakkulî hâlât ile iltibas eder. Hayale gelen şüpheyi, akla gelen bir şüphe tevehhüm edip itikadına halel gelmiş zanneder. Bazen tevehhüm ettiği şüpheyi, şek zanneder. Bazen tasavvur ettiği şüpheyi, bir tasdik-i aklî zanneder. Bazen bir emr-i küfrîde tefekkürü, hilaf-ı iman zanneder. “Eyvah! Kalbim bozulmuş.” der.
Halbuki tahayyül, tevehhüm, tasavvur, tefekkür; tasdik-i aklîden, iz’an-ı kalbîden ayrıdırlar, başkadırlar. Tahayyül, tevehhüm, tasavvur, tefekkür; şüphe ve tereddüt değildirler. Lâkin tekerrür edip istikrar peyda

