Sair esasatın, bu iki esasın gibi esassızdırlar. Seni bu hataya düşüren, senin yekçeşm dehandır. Çünkü sen, Rabb’ini unuttun. Hikmet-i sanat-ı Rabbaniyeye, kör tabiat namını taktın, âsâr-ı rahmeti, o mevhum tabiata istinad ederek esbaba isnad ettin, küfrana başladın. Allah’ın malını, bazı şeytan tağutlara taksim ettin, küfre girdin. İşte bu dalaletindendir ki senin nazarında her bir insan belki her bir hayvan, nihayetsiz hâcatının tahsili için hesapsız düşmanlarına karşı tek başıyla mücadele ve musaraa etmeye muztardır. Fakat ne ile hangi silah ile? Evet zerre gibi bir iktidar, saç gibi bir ihtiyar, zevale maruz lem’a gibi bir şuur, intıfaya maruz şule gibi bir hayat, kısalıkta dakika gibi bir ömür ile musaraa etmek lâzım gelir. Halbuki bütün elinde olanı sarf etsen, hadsiz metalibinden birisini de tahsile kâfi değil. Bir musibete düşsen kör, sağır esbabdan istimdad edersin. İşte karanlıklı dehan, beşerin edyan-ı semavî nuruyla gündüz rengini almış ömrünü geceye tebdil etti. Yalnız o muzlim geceyi, yalancı ve müstehzi bazı ışıklarla tenvir etmişsin.

İşte her bir zîhayat, evvelki yolda gördüğümüz bîçare adama benzer ki sahipsiz ve âciz oldukları halde, hadsiz merhametsiz zalimlerin