belki daha aşağı صُمٌّ بُكْمٌ sağır dilsiz olan mağdub ve dâllîn güruhudur.

Birinci kafile olan süeda ve ebrar, zülcenaheyn olan üstadı dinlediler. O üstad hem abddir; ubudiyet noktasında, Cevşenü’l-Kebir ve emsali ile Rabb’ini tavsif ve tarif eder. Hem resuldür; risalet noktasında, Rabb’inin ahkâmını Kur’an vasıtasıyla tebliğ eder. Şu fırka, resulü dinleyip Kur’an’a kulak vermekle kendilerini çok makamat-ı âliye içinde, çok vezaif-i latîfe ile mütelebbis gördüler.

Evvelen: Saltanat-ı rububiyetin mehasinini temaşager makamında, tekbir ve tesbih vazifesini eda ettiler.

Sâniyen: Esma-i kudsiye cilvelerinin bedayi’ine dellâllık makamında, takdis ve tahmid vazifesini îfa ettiler.

Sâlisen: Rahmetin hazinelerindeki müddeharatı zahir ve bâtın hâssalarıyla tartıp fehmetmek makamında, şükür ve sena vazifesini edaya başladılar.

Râbian: Esma-i mütecelliye-i İlahiyenin definelerindeki cevherleri, cihazat-ı maneviyelerinin mizanlarıyla tartıp bilmek makamında, tenzih ve takdis ve medih vazifesine başladılar.