ve bilhassa siyaset-i Osmaniye için gayet nâfi’ ve kıymettar desatir-i âliyeyi câmi’ olduğunu kabul edip bütün kuvvetleriyle şeriat-ı Ahmediyeye taraftar idiler. O noktada Müslüman yani iltizam-ı hak ve hak taraftarı oldukları halde mü’min değildiler. Demek müslim-i gayr-ı mü’min ıtlakına istihkak kesbediyordular.

Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor. Madem hak ve hakikat olan şeriat-ı Ahmediyenin kavaninini iltizam etmiyor ve hakiki tarafgirlik etmiyor, gayr-ı müslim bir mü’min oluyor.

İmansız İslâmiyet sebeb-i necat olmadığı gibi bilerek İslâmiyetsiz iman dahi dayanamıyor belki necat veremiyor, denilebilir.

İkinci sualiniz: Ecel-i mübrem ile muallak, malûmunuz olan tabir-i diğerle ecel-i müsemma ve ecel-i kaza tabir edilir.

Üçüncü sualiniz ki Sözler otuz üç, Mektubat otuz üç, Pencereler otuz üç, mecmuu doksan dokuz olduğu gibi Arabî Katre Risalesi’nin başında beyan edildiği üzere, en evvel bu fakir kardeşinizin harekât-ı fikriyesi namazdan sonra otuz üç “Sübhanallah” ve otuz üç “Elhamdülillah” ve otuz üç “Allahu ekber”deki meratibe göre doksan dokuz mücahedat-ı fikriye ve makamat-ı ruhiyedeki tezahürat ve doksan dokuz esma-yı hüsna cilvesine mazhariyet sırlarını, hayal meyal bir surette uzaktan uzağa hissedilmesindendir ki bu otuz üç mübarek adedi ihtiyarım olmayarak çok harekât-ı ilmiyemde ve neşriyede hükmediyor.

Başta senin ders arkadaşların ve Hacı İbrahim olarak kardeşlerimize selâm ediyorum ve mübarek hanendeki masumlara dua ediyorum.

اَلْبَاقٖى هُوَ الْبَاقٖى

Kardeşiniz Said Nursî

Yirmi Yedinci Mektup’un fıkraları içine dercetmek üzere kardeşim Abdülmecid’in Hulusi Bey’e yazdığı mektubun işaret olunan baş tarafı ile arkasındaki Re’fet Bey’in mektubundan alınan fıkraları Hüsrev yazsın sonra Hâfız Ali’ye göndersin.

***