Bilirim değilsin enbiyadan bir nebi (Hâşiye)

Lâkin elinde nedir bu nur-u muteber?

Feyziyâ sen etme tatvil-i kelâm

Eyler elbet ehl-i irfan, arz-ı tahsin-i eser.

Fakir Talebeniz Küçük Hüsrev

Mehmed Feyzi

***

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ اَيَّامِ الْفِرَاقِ

Aziz, sıddık, muhlis, hâlis kardeşim!

Evvela: Sizin bayramınızı ve Nurlarla ciddi iştigalinizi ve daima birinciliği Nur dersinde ve sadakatinde muhafaza etmenizi, bütün ruh u canımla tebrik ederim.

Sâniyen: Hiç merak etme, seninle muhabere manen devam eder. Bütün mektuplarımda “Aziz, sıddık kardeşlerim” dediğim zaman muhlis Hulusi saff-ı evvel muhatapların içindedir.

Sâlisen: Nurlar pek parlak ve galibane fütuhatı geniş bir dairede devam ediyor. سِرًّا تَنَوَّرَتْ sırrıyla, perde altında daha ziyade işliyor. İki makine, bin ve beş yüz kalemli iki kâtip olmasıyla, inşâallah zemin yüzünü de ışıklandıracak derecede ders verecek.

Kardeşim, ben de senin fikrindeyim ki Nur hizmeti için kader-i İlahî seni gezdiriyor. En muhtaç yerlere sevk eder. Hususan o havali, memleketim. Güzel levha-i hakikatin lâhikalarına geçirmek için Nur şakirdlerine gönderdik. O civarda Nurlarla alâkadar zatlara selâm.

___

Hâşiye: Mevlana Câmî, Mevlana Celaleddin-i Rumî hakkında demiş:

مَن چِه گُويَمْ دَرْ وَصْفِ اٰنْ عَالٖى جَنَابْ § نٖيسْتْ پَيْغَمْبَرْ وَلٖى دَارَدْ كِتَابْ

Câmî’nin bu fıkrasının mealine işaret etmek istiyorum.