İşte bu bid’at ve zulümat asrında da yine o Kur’an-ı Hakîm ve Kerîm, lâyemut i’cazını Sözler ve Mektuplarla izhar etmiş ve bu hakikaten azîm işte rahmet-i İlahiyeye, muazzez ve muhterem üstadımız elyak ve elhak memur ve vasıta olmuştur. Bu hakikate daha birinci derste, lütf-u İlahî ile iman ettim. Diğer nurlu dersler kuvvet-i imana vesile olmuş ve olmakta bulunmuştur.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّٖى

Aziz ve muhterem Üstadım! Bu dünya mü’mine zindandır derler. İşte neşrine, izharına, beyanına vasıta olduğunuz Nurlar, bize bu karanlık dünyamızı aydınlattı. Hilkatteki hakikati talim etti. Bâki, daimî ve sermedî, saadetli hayatı tedris etti. Şahsen bu Nurlar olmasaydı halim ne olacaktı? Ya Nurlara erişmeseydim ne yapacaktım? Ya bu Nurların neşrine عَلٰى قَدْرِ الطَّاقَةِ وَالْاِمْكَانِ lütf-u İlahî ile çalıştırılmasaydım bütün kazancım masiyet ve kara yüzle, perişan hal ile nasıl dergâh-ı İlahiyeye çıkacaktım? Elhamdülillah sümme ve sümme elhamdülillah, niyet-i hâlise ve cüz-i lâyetecezza kabîlinden olan Kur’anî hizmet sebebiyle, bu abd-i pür-taksir de inşâallah duanızla rahmet-i İlahiyeye nâil olur ümidindeyim.

Hulusi

***

(Sabri’nin bir fıkrasıdır.)

بِاسْمِهٖ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

Efendim, hiç şek ve şüphem kalmadı ki nur nurdan seçilemediği gibi nur deryasının nurani talebeleri de nerede olursa olsun hepsi bir gayede, umumu bir zihniyette, yekdiğerlerine rekabetleri yok, daima birbirinin evsaf-ı mümtazesiyle müftehir ve mübahi, samimiyet ve vefa hususunda rüfekasını şahsına tercih eder, bir emelde bulunmaları yegâne emel ve gayeleri olan tevhidin bir alâmet-i mümtaze ve farikası olan ittihat ve tesanüd-ü hakikiye ve meşruayı kālen ve fiilen ve halen göstermeleriyle sabittir ki bu hal bir alâmet-i muvaffakıyettir.

Talebeniz H. S.

***