Hakikaten tashih meselesi ehemmiyetlidir. Bazen bir harfin ve bir noktanın yanlışı, kıymetli bir manayı zayi eder. En evvel, yazanlar bir kere güzelce mukabele etsinler. Sonra tashihçi adamlara ve bana versinler. Mâşâallah, bu defa bana gelen Asâ-yı Musa mecmualarında hem yanlışlar azdır hem bir derece tashih edilmiş. Cenab-ı Hak hem yazanlardan hem tashihçilerden ebeden razı olsun, âmin!

Sâlisen: Yozgat’ta oturan, Risale-i Nur’la alâkadar Tunuslu Hoca Haşmet, evvelce vefatımı, sonra hayatta olduğumu işitip buraya samimi iki mektup yazmış; ona benim tarafımdan selâm gönderiniz.

Râbian: Rüşdü’nün çok defadır hususi selâm eden kahraman biraderi Burhan –eskiden beri– ümmiliğiyle beraber, Nurlara lüzumlu zamanlarda ehemmiyetli hizmetleri için onu da haslar sırasında her gün ismiyle kazançlarımızda hissedar ediyoruz.

Manidar bir tevafuktur ki ben, Hüsrev’in ve Sabri’nin mektupları gelmemesinden gelen endişelerimi yazarken aynı zamanda me’mulümün haricinde en cem’iyetli ve bütün o endişelerimi izale eden müteaddid mektupları kapıya geldi.

Umum kardeşlerime selâm…

***

Aziz, sıddık kardeşlerim ve ebed ve hak yolunda hakikatli arkadaşlarım!

Kastamonu efelerinden ve Nur’un kahramanlarından ve Safranbolu fedakârlarından size oradan buraya gelen hususi mektuplarına hususi cevap vermeye müstahak ve lâyıktırlar. Fakat halim ve vaktim müsaade etmediğinden vasıtanızla bir kısa cevap verdiğime gücenmesinler.

Evvela: Hilmi, İhsan, Emin’in ve Taşköprülü Sadık Bey’in mektupları, beni çok mesrur eyledi. Hakikaten bu kardeşlerimiz, hapishanede dokuz ayda dokuz sene kadar hizmet-i Nuriyeyi yaparak Isparta kahramanlarıyla omuz omuza geldiler. Ben, onların hem istirahatime hem hapisteki arkadaşlarımızın ittifaklarına ve yeni Nurların hizmetine tam çalışmalarını hiçbir vakit unutmayacağım. Cenab-ı Hak onlardan ve sizden ebeden razı olsun. Ben hayalen, çok defa eski zamana ve Kastamonu’daki ve Barla’daki malûm yerlerime