İkinci Nükte: İmam-ı Rabbanî (ra) “Sünnet-i seniyenin ittibaı, en haşmetli en letafetli en emniyetli tarîkattır.” demesine dairdir.

Üçüncü Nükte: Sünnet-i seniyenin ehemmiyeti hakkında İmam-ı Rabbanî’nin hükmünü tasdik ettiğini beyan ediyor.

Dördüncü Nükte: اَلْمَوْتُ حَقٌّ hakikatinin kapısıyla, gayet acib bir âlem-i manevîye ait bir seyahat-i ruhiyeyi beyan ediyor.

Beşinci Nükte: قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ âyetinin sarahatiyle: Muhabbetullah, kat’î bir kıyas-ı mantıkî ile sünnet-i seniyenin ittibaını intac ettiğine dairdir.

Altıncı Nükte: كُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ وَكُلُّ ضَلَالَةٍ فِى النَّارِ hadîsinin mühim bir sırrını ve اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دٖينَكُمْ âyetinin bir hakikatini tefsir ediyor.

Yedinci Nükte: Sünnet-i seniyenin her bir meselesi altında bir edep bulunduğunu beyan eder. “Allâmü’l-guyub’a karşı edep ve hicab nasıl olabilir ve ne demektir?” sualine karşı, güzel bir cevaptır.

Sekizinci Nükte: Sünnet-i seniyenin bir kısmı şefkat-i Ahmediyenin (asm) tereşşuhatı olduğu gibi Zat-ı Ahmediye aleyhissalâtü vesselâmın nasıl bir maden-i şefkat olduğunu gösteriyor.

Dokuzuncu Nükte: Sünnet-i seniyenin her bir nevine tamamen bilfiil ittiba etmek, ehass-ı havassa mahsus olduğu halde; herkes niyeti ile ve kasd ile ve taraftarane ve iltizamkârane ve takdirkârane talip olmakla, o ittiba-ı tammeden tam hissedar olabilir. Ehl-i tarîkatın ezkâr ve evrad ve meşrepleri, esasat-ı sünnete muhalefet etmemek şartıyla bid’ata dâhil olmadığını, olsa olsa bid’a-i hasene olduğunu beyan eder.

Onuncu Nükte: قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ muhabbet-i İlahiyeye ve o muhabbetin neticesinde sünnet-i seniyenin ittibaına dair, üç nokta ile gayet merak-âver ve mühim ve güzel beyanat var. Hattâ kitabın nakşında şu Onuncu Nükte’nin bir şuâ-ı kerametini, tevafukla nazara gösteriyor.