On Birinci Nükte: Zat-ı Ahmediye’nin sünnet-i seniyesinin menbaı hem akvali hem ahvali hem ef’ali olduğunu ve her birisi hem farz hem nevafil hem âdât aksamına inkısam ettiğini ve Kur’an’da وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ sırrıyla, nev-i beşer içinde manen ve ruhen olduğu gibi mizac-ı cismanîsinin cihetiyle dahi en mutedil noktasında ve kuva-yı cismaniye ve nefsiyede nokta-i itidalin vasatında ve kemalinde bulunan ferd-i ferîd, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm olduğunu ispat ediyor.

Bu risale dahi başta denildiği gibi bir tiryak-ı enfa’ ve bir iksir-i a’zamdır.

ON İKİNCİ LEM’A:

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ ۞ اَللّٰهُ الَّذٖى خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ

وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا

اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ

وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًا

âyetlerinin, ehl-i fennin ve şimdiki coğrafyacı ve kozmoğrafyacıların medar-ı tenkitleri olmuş iki hakikatini, iki nükte ile tefsir ediyor.

Birinci Nükte: Umum rızık doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelal’in elinde olduğunu ve hazine-i rahmetinden çıktığını beyan ederek, rızıksızlıktan ölmek olmadığını ispat eder.

İkinci Nükte: Küre-i arzın, münkir coğrafyacı feylesofların rağmına olarak, yedi vecihle yedi tabaka olduğunu ve semavat dahi kozmoğrafyacı feylesofların rağmına olarak, yedi vecihle yedi tabaka olduğunu ispat eder. Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licamdır, yani gemdir.

ON ÜÇÜNCÜ LEM’A:

“Hikmetü’l-İstiaze” namıyla maruf, gayet kıymettar ve kuvvetli ve hakikatli bir risaledir.

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ ۞ مَلِكِ النَّاسِ ۞ اِلٰهِ النَّاسِ ۞ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ ۞ الَّذٖى يُوَسْوِسُ فٖى صُدُورِ النَّاسِ ۞ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

Suresi’nin en mühim bir hakikatini