defaatle ihtar ve müteaddid tehdit ve teşvik ettiği halde, hizbü’ş-şeytanın çirkin ve mükâfatsız ve zayıf desiselerine karşı, ehl-i imanın mağlup olmalarının sırrı nedir?” diye müthiş suale karşı mukni bir cevaptır.

Altıncı İşaret: Şeytanların en tehlikeli ve kesretli bir desisesi olan “tasavvur-u küfrî”yi “tasdik-i küfür” suretinde “tasavvur-u dalalet”i “tasdik-i dalalet” tarzında göstermesiyle, hassas ve safi-kalp insanları tehlikelere atmasına mukabil, ilmî ve mantıkî ve hakikatli bir cevaptır.

Yedinci İşaret: Mutezile imamları, şerrin icadını şer telakki ettikleri için küfür ve dalaletin icadını Allah’a vermeyip, güya onunla Allah’ı takdis ediyorlar. Mutezilenin bu mühim meselelerine ve Mecusilerin hâlık-ı şerri ayrı telakki etmelerine karşı gayet kuvvetli ve mantıkî bir cevab-ı müskit. Hem “Günah-ı kebireyi işleyen, mü’min kalamaz!” diyen Mutezile ve bir kısım Haricîlere karşı gayet makbul ve mukni bir cevaptır.

Sekizinci İşaret: “Bazı risalelerde kat’î delillerle ispat edilmiş ki küfür ve dalalet yolu o kadar müşkülatlı ve suubetlidir ki hiç kimse ona girmemek gerekti ve kabil-i sülûk değildir. İman ve hidayet yolu o kadar zahir ve kolaydır ki herkes ona girmeli idi dediğiniz halde; bu Hikmetü’l-İstiaze’de, dalaletli yolun kolay ve tahrip ve tecavüz olduğu için çoklar o yola sülûk ettiğini beyanın, birbirine muhalif oluyor, vech-i tevfiki nedir?” sualine karşı gayet merak-âver ve mantıkî ve kat’î bir cevap olmakla beraber, “Dalalette o kadar dehşetli bir elem ve korku var ki kâfir değil hayatından lezzet alması, belki hiç yaşamaması lâzım gelirken, ehl-i imandan ziyade kendini hayatta mesud görmesinin sırrı nedir?” diye sualine karşı gayet güzel bir temsil ile tam kanaat getirir bir cevaptır.

Dokuzuncu İşaret: “Hizbullah olan ehl-i hidayet, başta enbiya ve onların başında Fahr-i Âlem sallallahu teâlâ aleyhi vesellem, o kadar inayat-ı İlahiyeye ve imdadat-ı Sübhaniyeye mazhar oldukları halde, neden hizbü’ş-şeytana karşı bazen mağlup olmuşlar. Hem Hâtemü’l-enbiya’nın güneş gibi parlak nübüvveti ve risaletinin komşuluğunda bulunan Medine münafıklarının dalalette ısrarları ve hidayete girmemeleri ne içindir ve hikmeti nedir?” diye suale karşı herkesi alâkadar edecek güzel ve kuvvetli bir cevaptır.