vakıasıyla öyle izah eder ki iktisadın hısset olmadığını ve israftan ayrı olan sehavetin derece-i kemalini gösterir.
Yedinci Nükte: İsraf hırsı, hırs kanaatsizliği, kanaatsizlik haybet ve hasareti ve hem ihlası kaçırmakla a’mal-i uhreviyeyi zedelemek gibi üç mühim neticeyi tevlid ettiğini ve zekâvetleri yüzünden maruf ediblerin dilenciliğe kadar tenezzül ettiklerini ve bir kısım âlimlerin hırs yüzünden dıyk-ı maişete giriftar olduklarını temsillerle o kadar güzel izah eder ki fevkinde beyan ve izah tasavvur edilemez.
Hüsrev
YİRMİNCİ LEM’A:
اِنَّٓا اَنْزَلْنَا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ ... اِلٰى اٰخِر âyet-i kerîmesiyle
هَلَكَ النَّاسُ اِلَّا الْعَالِمُونَ وَهَلَكَ الْعَالِمُونَ اِلَّا الْعَامِلُونَ
وَهَلَكَ الْعَامِلُونَ اِلَّا الْمُخْلِصُونَ وَالْمُخْلِصُونَ عَلٰى خَطَرٍ عَظٖيمٍ
hadîs-i şerifi mûcibince, İslâmiyet’te ihlas en mühim bir esas olduğunun sırrını, hadsiz nüktelerinden beş nokta ile tefsir ve izah eder.
Birinci Nokta: “Ehl-i dünya ve ehl-i gaflet ve ehl-i dalalet ve ehl-i nifak rekabetsiz bir surette ittifak ettikleri halde, neden ehl-i hak ve ehl-i hidayet rekabetli ihtilaf ediyorlar?” diye vaki pek mühim ve pek müthiş ve ehl-i hak ve ehl-i hamiyeti hakikaten kan ağlattıran bu suale, çok esbabdan yedi sebep ile cevap verilmiştir. Şöyledir:
Ehl-i hak ve ehl-i hidayetin ihtilafatı; hakikatsiz, zelil olduklarından ve himmetsiz, aşağı ve âkıbeti düşünmeyerek kāsıru’n-nazar olduklarından ve kıskanç ve dünyaya harîs olduklarından olmadığı gibi... Ehl-i gaflet ve ehl-i dalaletin de kuvvetli ittifakları, hakikatli ve âkıbeti düşündüklerinden ve yüksek nazarlı olduklarından olmadığını o kadar âlî bir üslupla ve hakikatli bir ifade ile beyan ve izah eder ki “Fesübhanallah, sebepleri bilinmediğinden, her an için üç yüz elli milyon fedakâr tebaası bulunan bu âlî İslâmiyet, nasıl olmuş da hepsi yüz elli milyonu tecavüz etmeyen ve ölümden dehşetli korkan üç dört Frenk hükûmetin elinde esir olmuşlar?

