On Dördüncü Deva: Hem ehl-i imanın göz hastalığı perdesi altında –yani kör olmasında– pek mühim bir nur ve manevî büyük bir göz olup, birkaç sene dünyanın hazînane fâni bir güzelliğini fâni bir surette seyredecek fâni bir göze bedel, kırk göz kuvvetinde ebedî gözler ile ebedî bir surette cennette cennet levhalarını seyretmesi daha evlâ olacağını beyan eder. (Hâşiye)

On Beşinci Deva: Hastalığın suretine bakıp “Âh!” eylemek caiz olmadığını, belki manasına bakılsa “Oh!” diye manevî lezzetler akıtacağını çünkü manevî sevap lezzeti olmasaydı, Cenab-ı Hak en sevdiği kullarına hastalığı vermezdi diye hadîs-i şerifte

اَشَدُّ النَّاسِ بَلَاءً اَلْاَنْبِيَاءُ ثُمَّ الْاَوْلِيَاءُ اَلْاَمْثَلُ فَالْاَمْثَلُ –اَوْ كَمَا قَالَ–

hadîs-i şerifinin sırrını ve bazı hastalıklar şehit makamını kazandıracağını, bâhusus kadınların lohusa zamanında kırk gün zarfında vefat ederlerse şehit olacaklarını en güzel bir surette haber verir.

On Altıncı Deva: Hastalık, hayat-ı içtimaiye-i insaniyede en mühim olan hürmet ve merhameti telkin ettiğini, çünkü sıhhat ve âfiyet, nefs-i emmareye, her cihetçe istiğna gösterdiğinden hastalık, o istiğna yerine hürmet ve merhameti hissettirdiğinden, rikkat-i cinsiyesine karşı bir şefkat celbetmeye vesile olacağını gösteren gayet güzel ve en şirin ve lezzetli bir devadır.

On Yedinci Deva: İnsan, hastalık vasıtasıyla, hayrat yapamadığından müteessir olmak caiz olmadığını çünkü en mühim hayrat hastalıkta dahi bulunduğunu, hattâ hastalara bakmak bile en mühim hayır ve sadaka hükmüne geçeceğini çünkü imanı olan bir hastanın hatırını sormak ve güzel teselli etmek, hususan ana ve baba olsa onların dualarını kazanmak en a’lâ bir hayrat ve sadaka olduğunu, pek mühim bir tarzda gösterir.

On Sekizinci Deva: İnsan şükrü bırakıp şekvaya gitmeye ve bir hakkının zayi olmasından şikayete hiç hakkı olmadığını

___

Hâşiye: Bu devanın tesirindendir ki misafireten bir köye gittiğimde; orada gözsüz Mehmed Ağa isminde bir zat, gözünün hastalığından şikayeti üzerine, yanımda bulunan Hastalar Risalesi’nin On Dördüncü Devasını okuyunca, onun manevî tesiriyle o zat dedi: “Keşke ben bu sevabı ve manevî bu kazancı bana açan bu hastalığımdan şikayet etmeseydim.” diye nedametkârane, bir şükür kapısına döndü. Onun için o hastalık, onun hakkında bir rahmet-i İlahiye olduğunu kat’î anladı.