çünkü senin üstünde Cenab-ı Hakk’ın çok nimetleri olmak cihetiyle, onların şükür hakkını îfa etmediğinden dolayı Cenab-ı Hakk’a karşı bir haksızlık ettiğini hem sen sıhhat noktasında kendinden aşağıdaki bîçarelere bakmak lâzım olduğunu, yani bir parmağın, bir elin, bir gözün yoksa iki parmağı, iki eli, iki gözü olmayanlara bakmak lâzım olduğunu, çünkü sen hiçlikten vücuda gelip, taş, ağaç ve hayvan olmayıp insan olup İslâm nimetini ve sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir dereceye nâil olduğun halde, bazı arızalarla ve kendi sû-i ihtiyarınla ve sû-i istimalinle elinden kaçırdığın ve elin yetişmediği nimetlerden şekva etmek, sabırsızlık göstermek bir küfran-ı nimet olduğunu gösterir bir devadır.

On Dokuzuncu Deva: Cemil-i Zülcelal’in bütün isimleri “esma-i hüsna” tabir-i Samedanîsiyle güzel olduklarını ve mevcudat içinde en latîf, en câmi’ âyine-i samediyet de hayat olduğunu ve güzelin âyinesi güzel olduğunu ve güzelliklerini gösteren güzelleşeceğini ve o âyineye de o güzelden ne gelse, güzel olduğunu ve hayat daima sıhhat ve âfiyet ve yeknesak gitse, nâkıs bir âyine olacağını ve hastalıklı bir uzvun etrafında, Sâni’-i Hakîm sair azaları o uzva muavenettarane teveccüh ettirip, nakışlarını ve vazifelerini göstermek için o hastalığı misafireten gönderip, vazifesi bittikten sonra yerini yine âfiyete bırakıp gittiğini ispat eder.

Yirminci Deva: Hastalık iki kısım olup bir kısmı hakiki, bir kısmı vehmî olduğunu; hakiki kısmına Şâfî-i Zülcelal küre-i arz eczahane-i kübrasında her derde bir deva istif ettiğini ve o devalar ise dertleri istediğinden, onları istimal etmek meşru olduğunu fakat devanın tesirini Cenab-ı Hak’tan bilmek lâzım olduğunu; vehmî hastalığa ehemmiyet verilmeyeceği, ehemmiyet verildikçe fazlalaşacağını, ehemmiyet verilmezse hafif geçeceğini güzel bir temsil ile ispat eder.

Yirmi Birinci Deva: Hastalıkta maddî bir elem olup, o elemi izale edecek manevî bir lezzet ihata ettiğini ve zahiren peder ve valide ve akrabaların şefkatleri, onun etrafında hastalık cazibesiyle, ona karşı muhabbettarane baktığından, o elem çok ucuz düştüğünü; maddî ve manevî çok yardımcıları bulunduğundan şikayet değil, şükretmek lâzım olduğunu ispat eder.

Yirmi İkinci Deva: Nüzul gibi ağır hastalıklar, mü’min için pek mübarek sayıldığını ve ehl-i velayetçe mübarekiyeti meşhud olduğunu ve Cenab-ı Hakk’a vâsıl olmak için iki esasla gidildiğini; nüzul gibi hastalıklar ise o iki esasın hâssasını verdiğini; o iki