Beşinci İşaret: Müdahale-i gayrı şiddetle reddeden, hâkimiyet-i İlahiyedir.

لَوْ كَانَ فٖيهِمَٓا اٰلِهَةٌ اِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا âyetinin sırrıyla ve

فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ âyetinin işaretiyle, zerrattan seyyarata kadar, ferşten arşa kadar hiçbir cihette kusur ve futur, noksaniyet ve müşevveşiyet eseri görülmemesi, ferdiyetin cilve-i a’zamını gösterip vahdete şehadet eder.

Altıncı İşaret: Bütün kemalâtın medarı ve esası ve kâinatın hilkatindeki hikmetlerin ve maksatların menşei ve madeni ve zîşuur ve zîaklın, hususan insanın metalib ve arzularının husul bulmasının menbaı ve çare-i yegânesi, ferdiyet-i Rabbaniye ve vahdet-i İlahiye olmasıdır.

Yedinci İşaret: Tevhid-i hakikiyi bütün meratibiyle en ekmel bir surette ders verip ispat eden ve ilan eden Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın risaleti, o tevhidin kat’iyeti derecesinde sabit olduğunu izahla beraber; şahsiyet-i maneviye-i Muhammediye aleyhissalâtü vesselâmın derece-i ehemmiyet ve ulviyetine şehadet eden pek çok delillerden üç tanesini zikreder.

Birincisi: اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ sırrıyla, umum ümmetinin bütün zamanlarda işledikleri hasenatın bir misli defter-i hasenatına geçmekle ve hususan her günde umum ümmetin ettikleri salavat duasının kat’î makbuliyeti cihetiyle; o hadsiz duaların iktiza ettikleri makam ve mertebeyi düşündürmekle şahsiyet-i maneviye-i Muhammediyenin (asm) kâinat içinde nasıl bir güneş olduğu anlaşıldığını…

İkincisi: Mahiyet-i Muhammediye (asm) âlem-i İslâmiyet’in şecere-i kübrasının menşei, çekirdeği, hayatı, medarı olduğundan, fevka’l-had istidat ve cihazatıyla âlem-i İslâmiyet’in maneviyatını teşkil eden kudsî kelimatı, tesbihatı, ibadatı en evvel bütün manalarıyla hissedip yapmasından gelen terakkiyat-ı ruhiyesini düşündürüp, habibiyet derecesine çıkan ubudiyet-i Muhammediyenin (asm) velayeti, sair velayetlerden ne kadar yüksek olduğunu anlatır. O zatın (asm) hadd ü nihayeti olmayan meratib-i kemalâtta ne derece terakki ettiğini bildirir.

Üçüncüsü: Zat-ı Ferd-i Zülcemal bütün nev-i beşer namına, belki umum kâinat hesabına Zat-ı Muhammediye aleyhissalâtü