Râbian: Hayır, o vakit hayır olur ki Allah için ola… Eğer Allah için olsa o vakit kat’î onun izniyledir. Tevfik onundur. Minnet onadır. Senin hakkın şükürdür, fahir değildir.
Çünkü fahir, irae yani gösteriş ve riya iledir. Riya ise hayrı şer eder. Şer ile iftihar edersen et. İşte bu hakikati bilmediğindendir ki nefsinden mağrur, gayriye de gururlu oldun.
Hem sen, bir cemaatin hasenatını tutuyorsun. O hasenatı, müteneffiz bir şahsa vermekle, tefer’una vasıta ve vesile oluyorsun. Belki Allah’ın malını ve ef’alini, esbaba ve tağutlara taksim ediyorsun.
Hem şu cehildendir ki nefsin ile sana aidiyeti olan seyyiatı kadere vererek mes’uliyetten kaçıyorsun.
Hem nass ile sabit olan Fâtır’ın sırf feyz-i fazlından olan hasenatı kendi nefsine veriyorsun. Tâ işlemediğin şeylerle medholunasın. Şu edeb-i Kur’an ile edeplen. Kur’an-ı Kerîm diyor ki:
مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ
وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ
Malına sahip ol. Başkasının malını gasbetme.

