Fakat insan hayat-ı maneviye-i ubudiyet cihetinde âmâlinin dalları ebede uzanmış bir şecere-i bâkiyenin makinesi ve şu şecere-i kâinatın bir münevver meyvesidir.

Beşinci Mukaddime: İnsanın fiil ve sa’y-i maddî cihetiyle daire-i tasarruf ve mâlikiyeti, bir hayvan-ı zayıf ve âcizin daire-i tasarruf ve mâlikiyetinden daha dardır. Çünkü insan, elini uzatsa ona yetişir. Fakat insan, infial ve dua ve sual cihetinde şu misafirhane-i dünyada, bir misafir-i azizdir. Hem öyle bir Kerîm’e misafirdir ki o Kerîm, bütün hazain-i rahmetini insana açmış ve bedayi’-i sanatını ona musahhar etmiş. Hem öyle bir daire-i azîmeyi onun tenezzühüne müheyya etmiş ki nısf-ı kutru, medd-i nazarı kadar kılmış. Yani gözü gidinceye kadar geniştir belki hayalinin gittiği yere kadar kabiliyet vermiş, belki daha geniş kılmış.

Altıncı Mukaddime: İnsan, hayat-ı hayvaniye lezzetinde ve kemalinde ve selâmetinde ve metanetinde, serçe kuşundan üç derece aşağıdır. Zira geçmiş zamanın hüzünleri, gelecek zamanın korkuları insanın her bir lezzetinde bir elem izi bırakıyor. Hayvanda ise o yok. Lezzeti, elemsizdir. Fakat insan,