Ey miskin Said! Âyâ zannediyor musun ki senin vazife-i hayatın yalnız terbiye-i medeniye ile güzelce muhafaza-i nefsine veya ayıp olmasın batnın hizmetlerine mi münhasırdır? Veyahut zannediyor musun ki makine-i hayatında dercolunan şu letaif ve maneviyatın ve şu aza ve âlâtın ve şu cevarih ve cihazatın ve şu havas ve hissiyatın gaye-i yegânesi, şu hayat-ı fâniyede nefs-i rezile ve deniyenin hevesat-ı süfliyesinin tatmini için istimaline mi münhasırdır? Hâşâ ve kellâ! Belki senin vücudunda bunların hikmet-i derci ve fıtratında gaye-i idhali iki esastır:
Biri: Cenab-ı Mün’im-i Hakiki (amme nevalühü) bütün nimetlerinin çeşit çeşit envaını sana ihsas etmekten ve ettirmekten ibarettir. Sen de hissedip şükür ve ibadetini etmelisin.
İkincisi: Âleme tecelli eden esma-i kudsiyesinin bütün aksam-ı tecelliyatını birer birer sana o cihazatla tanıttırmaktır. Sen de zevk ile tanıyıp iman getirmelisin ki bu iki esas üzerinde senin kemalât-ı insaniyen neşv ü nema bulsun.
Evet, senin hayatın ve hayatındaki cihazatın gayelerinin icmali dokuz emirdir:

