Hey sersem gafiller! Benim halim sizi dinlemeye müsait değil.

Zira benim arkamda tâ kulağımın dibine kadar yakınlaşan ecel arslanı beni tehdit ediyor.

Ve önümde bir darağacı dikilmiş ki gece gündüzün dönmesinden –zeval ve firak ağacı tesmiye edilen bu firak-ı elîm– benimle bütün sevdiklerimi asıp mahvetmektedir.

Ve sağ tarafımda, ciğerlerime kadar işleyen bir acz yarası var. Nihayetsiz zaaf ve aczimle, nihayetsiz düşman ve mehalikin hücumuna maruzum.

Sol tarafımda, kalbimin içine kadar girmiş bir fakr yarası var. Nihayetsiz fakr ve iflasa ve nihayetsiz hâcat ve âmâle müptelayım. En zelil hayvandan daha âciz, daha zayıf iken dünya kadar metalibe ve makasıda muhtacım.

Bunlarla beraber, öyle bir yolcuyum ki önümde ebedü’l-âbâda giden uzun bir yol var. Bu uzun yolda birinci menzilim dünya, ikinci menzilim kabirdir. Bu yolda zâd ister, ziya ister.

İşte mukaddes Kur’an, bana bu dehşetleri izale ediyor. Helâkete, âlâma açılan bu beş kapıyı; saadete, rahmete açılacak beş kapıya